26 Mart 2010 Cuma

Sanata dair denenmedik şeyler..


Teknolojinin gelişmesi, en çok da sinemaya yaramış sanki,
Geçen günlerde Goethe'nin Faust'unu (1900 lerden kalma siyah-beyaz film)izledim, farklı bir deneyimle..
Siyah -Beyaz olan film , üstüne üstlük sessiz film.
Bu gösterimi Lübnanlı iki kardeşin (biri perküsyon, biri piyano çalıyor) canlı müziği eşliğinde izlemek, farklıydı geçekten*adına sine-konser diyorlar, eskiden oynatılırmış bu tür filmler, yetişemedik, ama yakalama fırsatı buldum :)
Filmin sonunu söylemek ayıptır ama, 1900 lerden kalma zaten.. kısaca filmin konusu: Faust ruhunu şeytana gençliği karşılığında satıyor, bir anlaşma yapıyorlar,genç kıza aşık olan delikanlı faust'un hayatı öyle ilerliyor ki.. olay genç sevgilisinin asılma sahnesine geliyor,o anda faust onun yanında yer alıyor.. birden bire herşeyin çözümünü AŞK'a bağlıyorlar..sonuç: ne denersek deneyelim, aşk herşeyi çözer!
Mutluyum,Şanslıyım, Sanata dair denenmedik şeylere devam..

24 Mart 2010 Çarşamba

haftalar geçerken


Baktım da 1,5 haftadır yazmamışım, ama hayat durur mu, durmaz.
Geçen salı yoğun istek üzerine film gecesine gittim, home cinema konseptinde olan gecede bir türlü film seçemedik, ama film öncesi tarhana çorbamızı, ve abur cuburumuzu yemeyi atlamadık, film başladıktan sonrada hafif yanık mısır patlamışı –pastamızı ve profiterolümüzü.. (şimdi düşündüm de film gecesinden çok biz piknik yapmışız) sonunda sherlok holmes a karar verdik. Ben filmin ortalarında rutin uyumalarımı yapıp, sonuna doğru uyandım. Başından sonuna kesintisiz izleyenlerin yorumlarına bakılırsa; film güzelmiş
Cuma 'sweeny todd' adlı müzikale gittim, ingilizce olan müzikal ,Türk –Amerikan Derneğinde ,gönüllülerden oluşan bir oyuncu kadrosu vardı. Ama profesyonellere taş çıkartırcasına, başarılı bir müzikal keyfi yaşadık.(bir ara yine dalmışım, silah patlamasına uyandım :)) Çıkışta da Bien keyfi(askerden izinli Ali’nin hoş geldin kutlamasına)..
Dostlarla hayat daha çekilir oluyor :)

16 Mart 2010 Salı

beauty spot


Saat 15:00 itibariyle ben imden kurtuldum. Evet şu an uyuşukluk var dudağımda..
Biraz şişti, dolgun oldu , botokslu gibi..
operasyon öncesi uyuşturuldı tabii, ve zerk edilen sıvı biraz şişirdi, ve başladı, gözümü hiç açmadım, pek bişey hissetmedim tabii, bir açtım gözümü geçmiş olsun diyor dr bey, ellerine sağlık doktorcum, 3-4 dikiş atılmış..bugün ağrım olursa ilaç alacağım, yarın pansuman tazelencek, cumaya bişeyim kalmaz sanırım.
ingilzcesi 'beauty spot'muş..güzelliğimden bir fiske azaldı..

15 Mart 2010 Pazartesi

yürümeyi öğrenmek..


Hayata karşı duruşumuzu değiştiren , yaşadıklarımızın bizde bıraktığı izlerdir..
bu sebeple okuduklarımızdan da edindiğimiz duygular, gittiğimiz yönümüzü bile değiştirebilir,
Sonia Rykel'in 79 da verdiği röportajı şimdi okumam , ve bunu geçerliliğini kaybetmemesi ne GÜZEL, NELER DİYOR bakın;
kadının yürümeyi öğrenmesi gerekir. Kendisini bilmeyi öğrenmesi gerekir,
kendinde güzel olanı ve çirkin olanı bulana kadar aynaya bakmalı. Saatlerce, aylarca da sürse, neyi saklayıp neyi göstermesi gerektiğini mutlaka bulmalı,
Kıyafet size mükemmel uyduğunda, aldığın iltifat ne güzelsin’dir; uymadığında kıyafetin ne güzel!
Bu bomba işte..
Her kadın, bir erkek tarafından delice sevilmelidir. Her sabah, ne güzelsin, ne akıllısın, bir tanesin denilen kadın, o kadına dönüşür. Kadın için aşk şarttır...
Bir kadın aldatırsa, mutlaka sağlam bir gerekçesi vardır. ağzına sağlık Sonia !!

**Sonia Rykiel’in 1979’da basılan ‘And I Want Her Naked’ (Ve Ben Onu Çıplak ıstiyorum) kitabında da, bu düşünceleri yazılıymış**
Yıllar önce parfümünü kullanarak tanıştığım Sonia yla, düşüncelerine ortak olmam ne garip, teşekkürler Sonia, yürümeyi öğreneceğim, öğreteceklerim de sırada..

13 Mart 2010 Cumartesi

tam da piknik zamanı..


Bugün hava tam da piknik içindi..
Yazın Eymir gölünde gördğüm manzarayı hiç unutamam, 'en romantik an':önlerinde göl, hafif eğimli bir arazi, göz göze bakan bir çift, dizleri birbirine değiyor , karşılıklı oturmuşlar..
dizlerinin üstünde piknik desenli(pötikare) bir örtü ve bir tabak.. paylaşılan mutluluk...

9 Mart 2010 Salı

Kalbim sENDe


Çocukken oynadığımız oyunlardan biri.. Elim Sende.
Hani tam eve gitmeden önce başlatılır, biri birden diğerine hafifçe vurur ve 'ELİM SENDE' diye bağırır ve hızla uzaklaşır,kaçmaya başlar,
Tabii bunu duyan diğerleri de aynen ..
sen üstünde kalan 'el'den kurtulmaya çalış, kurtulabilirsen..
Şu sıralar 'kALBİM sENDe'deyip ,hafifçe dokunmak ve uzaklaşmamak istiyorum, aksine etrafında yumuşak adımlarla salınmak..

4 Mart 2010 Perşembe

ben im den kurtuluş


Yenilenmeye doğru uygun adım marş marş
2 yıldır dudağımın üstünde ha çıktım ha çıkacağım diyen şekilsiz Ben im den kurtuluş için büyük adımı attım ve plastik cerrahiden randevumu aldım 12 sine
gerçi seksi bir yerde olan ben im den son dakika kararıyla ayrılmak istemiyebilirim belki...:)

2 Mart 2010 Salı

başlık olmalı

Evet yeni başlangıçlar için bir başlık , bir amaç olmalı..
Olmalı ki uzanabilesin,
Yeni bir beyaz sayfa açtım bu sefer yine
önce yakın tarihli hedefler kuracağım değişik olarak,
uzak tarihler için gözümü kısmadan bakabileceğim manzaralar için,
Zaten yaşımı göstermeyen biriyim, dişteli takınca daha da çıtır olcağım :))
Evet bu yaştan sonra olur mu , oluyormuş, güvene bileceğim bir hekim arkadaşımın 2 sene önceki tavsiyesine uyarak kararımı verdim .
bana'çok mutlu olacaksın' demişti, yine tekrar etti.., çıkarınca yanına gideceğim hemen :))
yeni sayfalara yeni kalem dokunuşlarıyla okşamalar devam edecek..

1 Mart 2010 Pazartesi

yeni başlangıçlar..

henüz çok yeni olduğum blogger dünyasında son hız ilerleyeceğim...
yazılarımın takipçisi olmaya hazır mısınız, bağımlılık yaparım..haha
Yok ben okurum ama hastası olmam diyenler, sözlerini yutmaya,
Değişik bir paylaşıma hazır mısınız:))