29 Haziran 2010 Salı

TaTil ZamaNI


zamanı geldi..


Şu sıralar reklamlarda,diyaloglarda geçiyor;ne için çalışıyoruz biz..
tatil için tabii :)
bir haftaya kadar kendimi egenin serin sularına atacağım,
bir haftaya kadar kendimi üniveriste arkadaşlarımla sohbet ediyor, hasret gideriyorken bulacağım,
bir haftaya kadar kendimi , Symirna'da 2 belki erken davranırsa 3 bebeği sıkıştırıp severken bulacağım, annelerini bu cicişleri dünyaya getirdikleri için tebrik etmekten kendimi alamayacağım,
Bir haftaya kadar yine fokai kumsalında güneşleniyor, dostlarımla sohbetler ediyor,güzel balıkları mideye indiriyor olacağım,
bir haftaya kadar kendimi 1 aydır görmediğim ailemle vakit geçiriyor halde bulacağım,
bir haftaya kadar dostumun dünyalar güzeli kızını öperken,sahilde güneşlenirken,akşamları serinlerken ,bazı geceler o güzel koydaki sevdğim barda, yaz havasına kaptırmış bulacağım..
Seviyorum zamansız tatilleri, tatilde zamansız hissetmeyi,hayatı olduğu gibi karşılamayı,yeni tatil fikirlerini... Yanımda olmasını,beklediğim mutluluğu...

24 Haziran 2010 Perşembe

yüreğim bilmez


Vazgeçtim...
Gözlerinden,
Vazgeçtim...
Sözlerinden
Bir ah de yeter.
Sessizce, kimsesizce,
Gönderdim dudaklarımı
Öpme al yeter.

Hiç tanımaz tenim ellerini,
Bilmez yüreğim bilmez yüreğini
Ah bu koku, bu ten, bu dokunuş
Ah bu delilik sarsar bedenimi
Yok olma zamanı şimdi..

23 Haziran 2010 Çarşamba



Tarifsiz bir yerde,

Zamansız bir vakitte,

Karşıma cıkan sen değilmisin,

Kendimi unutturan,

Herşeyden vazgeçiren,

Gözlerin Sahibi sEn değilmisin,

Rüzgarın kanadında gelir kokun ah aklıma,

Haretin seni daha çok sevdirir,

YaKınlar uzaklarda,

BuluşmAk bir tuzaksa,

HasretiN seni daha çok sevdirir...

22 Haziran 2010 Salı

peşinde


peşindeyim, peşindeyim, peşindeyim..
mutluluğun, uğruna hiçbirşey değişilmeyecek bir .. anlık mı, süreli mi,huzura bağlayp sürekli mi..
Göreli herşey, bakış açısına bağlı, uzaktan mutlu, yakına gelince...
Hayatı akışına bıraktım,geldiği gibi karşılıyorum
Rüzgarın arkamdan esmesini bekleyerek... Sahip olduklarıma şükrederek, kendimi ve başkalarını affederek..
Güzel günlere uyanmak dileğiyle..

20 Haziran 2010 Pazar

Bir Cumartesi kaçamağı..


Vakti gelmişti, kendine bakmalı insan..
dinlemeli, zaman ayırmalı ruhuna...
Öğlene kadar iş, çıkışta tunalı gezmesi,vitrin bakması, paşabahçede neredeyse 1 saat bardakların ve tabakların hepsine dokunma.. çok büyük zevk :)
Arabayı alıp botaniğe çek,seneler önce bir tanıdığın anlattığı ve benim 'to do' listemde olan ,tek başına, doğayı dinleyerek, bir yere yetişme telaşı olmadan piknik yaptım (nasıl mı, sabah evden çıkmadan peynirli ve hindi fümeli sandviçimi ve karadut suyumu hazırladım ve bütün gün soğuması için kafenin buzluğuna verdim) ,önce botanikte uygun yer aradım, girişteki iki gelin-damat arkadaş grubuyla karşılaştık (meğer atakulede nikah öncesi botanikte fotoğraf çekiliyorlarmış, çok cici), uygun yer arandı ve bulundu çocuk parkının ucu, önü açık,botanik manzaralı, arkası ağaçlık gölgesi bir bank buldum ve sandviç ve meyve suyumu afiyele yedim, doğayı sindire sindire, etrafıma bakıp, kuş seslerini duymaya çalışarak..
Sade piknik için evden meyvelerimi de soğutucu çantama koymuştum ama onu teyzeme meyve salatası yapmak için kullandım tabii sonunda bitter çikolatamı da :))
Akşama Cermodern de 3 sporano konserinde dinç olmak için bir buçuk saat uykudan sonra,hazırlanıp yola koyuldum..Geçen sene de 3 tenor a gitmiştim ama cermodern i gezmeye fırsat bulamamıştım, veya yeni bölümler açılmış, çok şık bir ortam,bir daha bol zamanda gidilmeli.. salı-pazar altıya kadar gezilebilir,cmt uygun galiba :)
3 soprano çok güzeldi, açık havada senfoni ve 3 sopranonun sesleri güzel duygulara taşıdı herkesi..Fırsatlar gelince değerlendirmeli, denemekten kaçmamalı, aklına koyunca yapmalı...

12 Haziran 2010 Cumartesi

Mühürle yazı yazmak..


Kaligrafiye merak saldım bu aralar,güzel kağıt, güzel kalem, kaliteli masa yazı takımı.. kendi mühürünü basarak imzalayacağın yazılar..
Hayatı daha sakin, hissederek yaşamak,durup nefes alarak, koşuşturma içinde değil,
Bir kuşun kanadından bakabildiğin özgürlüğe sahip (ironi)
Bakıyorum da insanlar sahip olduklarıyla yetinmeyip hep başkasını, bir yenisini, daha özelliklisini, dahasını istiyor,istiyoruz.. Halbuki sahip olduklarımızın bizde ne hissettirdiği önemli, mesela o spor arabanın içinde nasıl hissedeceğim, o takıyı taktığımda ne hissedeceğim, o ipeksi kumaşın tenimdeki dansının hissettirdikleri, Metalardan çok ruhumuza hizmet ediyoruz..O halde ruhumuza hitap edecek huzur nerede?
Asıl ihtiyacımız olan.

5 Haziran 2010 Cumartesi

daha ne yapayım

Bir süredir, hatta uzunca bir süredir uzun uzun aralıklı bana eşlik edene itafen...
hesap ettik de 2,5 yıl, aralıklı eşlikçi, sosyal ortam tamamlayıcısı..
sonuç,: sıfır...
tanıma, pek değil,
hoşlanma. başlarda evet,duygu yönü zayıf galiba, göz göze anlamlı bakışlar, ama kaptırmamaya özenli ..neden korkuyorsun ?
çıldıracağım, nedir yahu bu, birşey hissediyrsan atak yapmazmısın sen???
nedir , ne yapayım?